altin

Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Onur Erol, “Güzellikte oran ve uyumun ön planda olduğu Altın Oran yaklaşımı neden bazı insanları daha çekici bulduğumuza ışık tutuyor.”

Pitagoras; doğada güzel bulunanın anlamlı sayısal tekrarlar ve orantı sayesinde övgüyü hak ettiğini söylüyordu. Antik çağlardan günümüzdeki teknolojik tasarımlara kadar; sanatçı ve tasarımcılara ilham kaynağı olan Altın Oran; günümüzde estetik operasyonların planlanmasında da kullanılıyor.

Altın Oran yaşlılıkla birlikte bozulmaya başlıyor

Genç görünmeyi, sadece kültürel olarak daha talep gören bir dönem olduğu için istemeyiz. Yaşlılık belirtileri de Altın Oran’ı bozar ve bunlarla savaşılması gerekir. Yaşlılık belirtilerinin bir uyum ve oran gözetmeksizin ortadan kaldırılmaya çalışılması, örneğin sadece burundaki eğriliğin giderilmesi ama çene kavisiyle uyumunun göz ardı edilmesi de Altın Oran’dan bizi uzaklaştırır. Buna da “Anti Harmonia” denir.  Estetik Cerrahi’de sadece Altın Oran yasaları değil kişinin karakteri, sosyo-kültürel durumu, yaşam tarzı ile uyumlu bir planlama yapmak gerekir.

Altın Oran, kadim uygarlıkların da kullandığı bir oran prensibiydi.

“Güzel” in karşılığı insanda duygular ve kültür de işin içine girdiği için karmaşık ve görecelidir. Doğa’daki güzel ise birçoğumuzun üzerinde birleşeceği, hayran olduğumuz renk, harmoni ve biçimde karşımıza çıkar. Plastik sanatlar ve mimari doğadaki bu uyum yasalarının izinden giderek estetik olana ulaşmaya çalışır. Doğa’da her şey bir sayısal değere karşılık gelir. Matematiğin eski kuramcıları da doğanın işleyiş yasalarını, varoluş ve nedenleri açıklamak için sayıları kullandı. Buldukları kimi evrensel kodları ise Altın Oran, Altın Sarmal, Pi sayısı, Fibonacci Dizilimi gibi sayıların dizilim kalıplarıyla açıkladılar. Bu kalıpların tamamı; birbirine oran olarak uyumlu ve tekrar edilen sayıların hem doğadaki birçok şeklin temeli olduğunu, doğanın estetiğinin de bu uyum ve tekrarlardan ileri geldiğini açıklamak üzere ortaya konmuştur. Örümcek ağlarının örgüsü Arşimed Spirali’ne;  papatyaların büyümesi, ışığın yansıması Fibonacci Dizilimi’ne, Salyangoz kabuğu, kozalak, birçok çiçek, DNA ve kimi mikropların biçimi Altın Sarmal’a örnektir. Bu matematiksel kalıplar, insan bedeninde ideal oranı hesaplamak için de kullanılmıştır. Eski Mısır Rölyeflerinde, Antik Yunan ve Roma sanat Eserlerinde oldukça belirgin olan bu uyum prensibi, 1,618 olan Pi sayısına dayanır. Bu sayının bulunduğu orantı,  tüm çağlarda mimari ve plastik sanatlarda harmoninin ve estetiğin belirtisi kabul edilmiştir.  Bir sanat eseri ya da doğada izlemekten hoşlandığımız, keyif aldığımız, gözümüzü yormayan ve uzun süre izlediğimizde dahi bıkkınlık oluşturmayan güzelliklerin temelinde “Altın Oran”ın izleri vardır.

İnsan vücudunda Altın Oran’dan  örnekler

Tüm beden boyumuzun, yerden göbeğimize kadar olan yüksekliğe oranı Pi sayısını verir.

Kollarımızın dirsek omuz arası ile dirsek bilek arasının oranı Pi sayısını verir, yine bileklerimizden omza kadar olan tüm kolun dirsek omuz arasının oranı da Pi sayısı’dır.

Üst çenedeki ön iki dişin enlerinin boylarına oranı da Phi sayısını verir, yüzümüzde ise;

kaşlar arasındaki boşluğun gözbebekleri arasındaki boşluğa oranı,

ağız uzunluğunun burun genişliğine oranı,

yüz boyu ile yüz genişliğinin oranı,

Alt dudak genişliğiyle üst dudak genişliğinin oranı,

üst çenedeki ön iki dişin enlerinin boylarına oranı Pi sayısını verir. Günümüz dişçiliğinde de bu oran ideal kabul edilmektedir.

İnsan bedeninde Altın Oran her zaman bulunur mu?

Özellikle de yüzü Altın orana sahip kişiler hemen tüm kültürel değerlendirmeleri aşarak güzel kabul edilmektedir. Yüzde Altın Oran estetikte mükemmelin temsilidir. Jessica Alba, Charlize Theron, Megan Fox, Rihanna, Adriana Lima, Liz Hurley gibi ünlülerde bu oran mevcuttur.

Niye doğada Altın Oran varken çoğu insanda bu oran bulunmuyor?

İnsanla birlikte eş seçiminde devreye kültürel kodlar, gelenekler, maddi beklentiler vb. gibi doğada karşılığı olmayan ölçüler giriyor. Ayrıca şehir yaşamı, yanlış beslenme, hareketsizlik gibi faktörler de insanın ideal formunu bozucu etkilere sahip. Çok azımız içgüdüsel olarak bize çekici gelen ve bedensel olarak uyum içinde ve birleşmesinden doğa için en ideal yavruyu meydana getirecek eşleri seçiyoruz. Çünkü bize genetik olarak en uygun partner; eğitimini, sosyal yaşamını hiç benimsemeyeceğimiz biri olabilir. Elbette temel beğenilerimizde yine bu uyum çağrısının izleriyle karşılaşırız. Yapılı erkekler daha ufak tefek guzellikkızları, çekik gözlüler iri gözlüleri beğeniyor deriz. Ama eş seçimlerimiz çoğu zaman güdüsel değildir. Bir yandan da benzer birçok özelliği olan herkese değil de özellikle o kişiye özel bir ilgi duymamız yani aşık olma hali, filozoflarca genetik uyumun çağrısı olarak adlandırılır. Buna en güzel tanımı Scophenhauer “Aşk doğanın yardımcısıdır” diyerek yapmıştır.

Estetik Cerrahi yüzümüzde Altın Oran’ı oluşturmamızı sağlar mı?

Aslında yüzümüzde beğenmediğimiz yeri tarif ederken bilerek ya da bilmeyerek Altın Oran’a uygun bir değişim isteriz. Estetik Cerrahi’nin vardığı nokta bu uyumu yüzümüzde yakalamamıza yardımcı olur. Dahası Estetik Cerrahınız istenen burun ameliyatı, yüz germe, dolgu uygulamalarında Altın Oran prensibini uygularsa doğal ve zamansız bir güzellik elde edersiniz. İnsanlar sizi çekici bulur ama bunun nedenini tam olarak da açıklayamazlar. Tıpkı yüzünde tek tek her yeri güzel olan kimi insanların bize çekici gelmezken daha mütevazi ölçülerin kombininin (iri olmayan gözler, ince dudaklar vb.) çekici gelmesi gibi.

Altın Oran’ı oluşturmak için neler yapılabilir? 

BURUN: yüzde estetiği belirleyen organdır. Yüzün diğer organlarına ve tamamına oranı yüz güzelliğinde önemli yer tutar. Alın-burun-çene üçgenindeki bölgenin yaklaşık 1/3 oranında birbirine yakın dengede olmasına dikkat edilir.
Kulak ile burun, aynı paralel eksende ve yaklaşık uzunlukları birbirine yakın olmalı. Aynı şekilde; burnun eni, iki burun kanadı arasındaki mesafeden fazla olmamalı, burun sırtı, kaş kavisi ile uyum içinde paralel olmalıdır. Bu oranları sağlamak için burun küçültülebilir, büyültülebilir, ucu kaldırılıp indirilebilir veya burun uzatılıp kısaltılabilir.

ALIN: Düz bir alın yağ/doku enjeksiyonları ile alın konveks bir şekle getirilebilir.

KAŞLAR: Düşük kaşlar botox ya da minik germe, asma operasyonlarıyla kaş ucunun mesafesi artırılarak gözler açığa çıkartılabilir.

YANAKLAR: Yaşlı bir yüz ise sarkmış olan yanaklar asılarak kaldırılabilir, yağ dokusu erimiş bölgeler doku kokteyli ile belirginleştirilebilir, şişman görünümlü yanaklar daha zayıf görünümlü hale getirilebilir.

DUDAKLAR:
Anatomik olarak üst dudak hafifçe alt dudağın (1-2 mm) önündedir ve alt dudak üst dudağa göre daha kalındır. Bu oran kişiden alınan yağ dokusu ya da hyluronik asit dolgularla zahmetsiz ve güvenli biçimde sağlanabilir.
ÇENE: Çene geride ise dolgularla desteklenebilir, fazla çıkıntılı ve (kadınlar için) erkeksi ise törpülenebilir.

KULAKLAR: Kepçe kulak görünümü basit bir operasyonla giderilebilir ve yandan görünüme büyük katkıda bulunur.

 Mona Lisa tablosunda Altın Oran
Mona Lisa tablosunun boyunun enine oranı altın oranı verir. Mona Lisa’nın yüzünün etrafına bir dikdörtgen çizdiğinizde ortaya çıkan dörtkenar bir altın dikdörtgendir. Bu dikdörtgeni, göz hizasında çizeceğiniz bir çizgiyle ikiye ayırdığınızda yine bir altın oran elde edersiniz. Resmin boyutları da altın oran oluşturmaktadır. Leonardo Da Vinci bu sanat eserinde matematiği kullanarak eserine daha derin bir anlam katmıştır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir